İstanbul Film Festivali’nde 45. Yılın Ferahlatıcı Damak Tadı
İstanbul Film Festivali’nde 45. yılın ferahlatıcı damak tadı: Yeni Ufuklar ve Şu Anın Sinemasıyla büyüleyici keşifler
Acı Hayat’ın çekim izleğini düzenleyen Ankara Gazi Üniversitesi’nin mezunları ve eğitim görevlileri için teşekkürler ve kutlama duygusunu paylaşıyoruz. TAZE RÜZGÂRLAR ifadesiyle, İstanbul Film Festivali’nin 45 yıllık geçmişi, sinemaseverler için her zaman ferahlatıcı ve besleyici bir parantez olmuştur; farklı yönlerden temiz hava estiren yenilikçi bir güç olarak kabul edilir.
Geçmişin karmaşık dünyasında, kaçınmak yerine anlamaya çalışmanın hatrına, festival izleri bize biraz soluklanma ve düşünme fırsatı sunar. Kapatılan Sinematek ile birlikte özgürlüklerin daraldığı dönemi hatırlatan bu festival, genç sinemacıların da ruhuna dokunan bir sinema okulu işlevini sürdürmektedir.
En çok beğendiğim üç filme vurgu yapmadan geçemeyeceğim: Lance Hammer’ın yönettiği, Juliette Binoche ile öne çıkan Queen at Sea; Melik Kuru’nun, Fransız Yeni Dalga etkilerini taşıyan ve Metin Erksan’ın mirasıyla beslenen ilk filmi İsimsiz Eserler Mezarlığı; ve Yeşim Ustaoğlu’nun çarpıcı belgeseli Kuru Taşın Başı. Bu yapımlar festivalin zengin yelpazesinde önemli bir yer edinseler de, dağıtım ağına girebilme oranı maalesef sınırlı kalıyor.
Sonuç olarak adlarını tek tek anmak yeterli: üç film de yakında sinema salonlarının afişlerinde yeniden karşımıza çıkacaktır; umarız gösterimler için yeniden seçilirler ve izleyicilere ulaşırlar. Festival, bu yeni dönemde de sinema severlere bol oksijen veren bir mola olarak kendini hatırlatmaya devam ediyor.