Kadir İnanır’ın Son Yolculuğu
Kadir İnanır’ın son yolculuğunda, halkın omuzlarında gerçekleşen duygusal veda töreninin detaylarını ve anılarını keşfedin.

Kadir İnanır, dün hayat arkadaşı Jülide Kural’ın sözleriyle, onu yalnız bırakmayan büyük bir kalabalığın omuzlarında son yolculuğuna uğurlandı. Kural, veda konuşmasında onu, “halkın kendisi, Anadolu’nun sesi ve bütün halkların dostu” olarak tanımlayarak anısına yakışan bir çerçeve çizdi.
Tören boyunca hem sanat dünyasından hem de farklı kesimlerden yurttaşlar, İnanır’ın yaşamına ve duruşuna sahip çıktıklarını gösterdi. Geri dönüşüm işçilerinden sinema tutkunlarına kadar pek çok kişi, Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin önünde toplandı; pankartlar açıldı, sloganlar atıldı ve emeğe saygı, onurlu duruş, vicdan ve kardeşlik gibi kavramlar törenin ana teması haline geldi.
Sevenleri, anma töreninin yapılacağı salona saatler öncesinden gelerek yerlerini aldı. Tören başlamadan yaklaşık bir saat önce salondaki tüm koltuklar doldu, merdivenler bile oturulacak yer haline geldi. Kalabalığın bir kısmı fuayeye taştı, bir kısmı ise salonun dışına çıkarak Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin önünde bekledi. Dışarıya yerleştirilen büyük ekran sayesinde içeri giremeyen yurttaşlar da töreni takip edebildi.
İnanır’ın tabutu, üzeri Türk bayrağıyla örtülü biçimde sahneye getirildi. Tören başlayana kadar salonda, sanatçının derleyicisi olduğu “Hekimoğlu” türküsü çalındı ve salondaki sessizlik, zaman zaman hüzünlü mırıldanmalarla bölündü.
Salon ve Tören Atmosferi
Törene katılanlar arasında, CHP’nin seçilmiş İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik de yer aldı. Çelik salona girdiğinde, yurttaşların yoğun ilgisi ve desteğiyle karşılandı. Sahnenin önünde ise CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun, CHP’nin seçilmiş genel başkanı Özgür Özel’in, İBB Başkanvekili Nuri Aslan’ın ve Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un çelenkleri dikkat çekti.
Buna karşın, mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı’na atanan Kemal Kılıçdaroğlu’nun gönderdiği çelenk salona alınmadı. Kılıçdaroğlu’nun cenaze törenine katıldığı Barbaros Hayrettin Paşa Camisi’nin avlusunda ise bazı yurttaşların tepkisiyle karşılaştığı görüldü. Bu tablo, törende ve cenaze alanında politik gerilimlerin ve toplumsal tepkilerin de var olduğunu gösterdi.
Konuşmalar başlamadan önce, İnanır’ın kendi sesiyle yaşamındaki dönüm noktalarını anlattığı kısa bir belgesel gösterildi. Belgeselde özellikle tam bağımsız Türkiye vurgusu yaptığı anlarda salondan sık sık alkış ve ıslıklarla destek sesleri yükseldi. Gösterim ilerledikçe, pek çok kişi duygularına hakim olamayarak gözyaşlarına boğuldu.
Belgeselde ekrana gelen Kenan Evren görüntüleri sırasında salonda bulunan yurttaşların büyük bölümü, bu görüntüleri yuhalayarak protesto etti. Bu sırada bir kişinin, “Yuhaladığınız kişi Genelkurmay başkanı, yapmayın” demesi tepki topladı; tepki gösteren kişi yoğun baskı altında kalarak salonu terk etmek zorunda kaldı. Bu an, salonun ruh halinin sadece yas değil, aynı zamanda hafızayla ve geçmişle hesaplaşma olduğunu da ortaya koydu.
Tüm konuşmaların ve törenin ardından, Kadir İnanır için Barbaros Hayrettin Paşa Camisi’nde cenaze namazı kılındı. Ardından, sanatçı Ulus Mezarlığı’nda toprağa verildi. Böylece, Türk sinemasının unutulmaz ismi, yaşamı boyunca savunduğu değerlerle uğurlanmış oldu.
Jülide Kural’ın Vedası: Barış Vasiyeti
Törende ilk konuşmayı, İnanır’ın 27 yıllık yaşam arkadaşı Jülide Kural yaptı. Sahnede zor anlar yaşayan Kural, sözlerine kalbinin bu ağırlığı taşımakta zorlandığını söyleyerek başladı. Buna rağmen, İnanır’ın karakterini ve değerlerini anlatma sorumluluğunu omuzlarında taşıdığını vurguladı.
Kural, Kadir İnanır’ın haksızlığa karşı öfkesini, yoksulluk ve adaletsizlik karşısında kabaran vicdanını ve gözyaşlarının aslında onun merhametinin doğal bir parçası olduğunu anlattı. Hayatının en büyük tutkusunun sinema olduğunu belirten Kural, onun oyunculuğunu kalbi, sezgileri, merakı ve hayata gülümseyerek bakma cesareti üzerine kurduğunu dile getirdi.
Uzun yıllar boyunca onunla birlikte aynı yolu yürüdüğünü ifade eden Kural, bu süreci “büyük bir ayrıcalık” olarak nitelendirdi. İnanır’ın bir bakışıyla bile seyircisinin hafızasında kalıcı iz bırakan, unutulmaz bir isim olduğuna dikkat çekti. Onu, herkesin ağabeyi, dayısı, sevgilisi, babası; kısacası halkın içinden biri olarak tanımladı.
Kural, konuşmasında İnanır’ın kimlikler üstü yaklaşımını da vurguladı: Ona göre Kadir İnanır; Rum, Ermeni, Türk, Arap, Boşnak ve Kürt halklarının hepsine aynı mesafede duran, hepsini kucaklayan bir figürdü. Bu nedenle, “Anadolu’ydu ve bütün halkların dostuydu” sözlerini özellikle öne çıkardı.
Kural, sevgilisinin bu dünyaya ve memleketine bıraktığı en büyük vasiyetin barış olduğunu söyledi. İnanır’ın sık sık, “O büyük barışı mutlaka biz kuracağız, halklar kuracak” dediğini, bunu da dünyanın en güzel gülümsemelerinden biriyle dile getirdiğini anlattı. Konuşmasını, “Bu vasiyet artık bizim sorumluluğumuzdur. Bir gün mutlaka sevgilim, mutlaka…” sözleriyle bitirerek salondaki duyguyu doruğa çıkardı.
Dostların Anlatımıyla Kadir İnanır
Törende söz alan isimlerden biri de, uzun yıllardır İnanır’ın yakın dostu olan oyuncu Menderes Samancılar’dı. Samancılar, o anları “hayatın en zor anlarından biri” olarak tanımladı ve kalbinde dostça sarıldığı Kadir İnanır’ı “kocaman bir incir ağacı”na benzetti. Onu, barış, kardeşlik ve sevgiyle dolu bir yüreğe sahip, gölgesine sığınılan bir dost olarak anlattı.
Söz alan bir diğer isim, yeğeni Levent İnanır oldu. Konuşmasına “Kadir dayım…” diyerek başlayan Levent İnanır, dayısının yıllar önce verdiği bir röportajda, “Türkiye’deki bütün evlerden cenazem kalkacak” dediğini hatırlattı ve bugün ortaya çıkan tabloyla bu sözün adeta gerçeğe dönüştüğünü vurguladı.
Levent İnanır, Kadir İnanır’ın kendi sözleriyle de anıldı: “Benim bedenim gider ama yaptığım filmler yıllar sonra da keyifle izlenmeye devam eder” diyen sanatçının, sinema tarihinde silinmeyecek izler bıraktığını söyledi. Dayısının tüm filmlerinin nitelikli olduğunu, canlandırdığı karakterlerin halkın içinden çıkan gerçek insanlar olduğunu belirtti. İnanır’ın, yalnızca oyunculuğuyla değil, senaryolara kattığı katkılarla da iz bırakmış bir isim olduğunu aktardı.
Levent İnanır, konuşmasının sonunda, aslında dayısıyla vedalaşmadığını, onun herkesin içinde ve belleğinde yaşamaya devam edeceğini söyleyerek duygusal anlar yaşattı. Salonda bulunan pek çok kişi, bu sözler sırasında gözyaşlarını tutamadı.
Böylece, Kadir İnanır hem yakınlarının tanıklığında hem de halkın katılımıyla; barış, kardeşlik, adalet ve emek vurgularının öne çıktığı bir törenle uğurlandı. Ardında, yalnızca filmler ve roller değil, aynı zamanda direnişçi bir duruş, vicdani bir miras ve büyük bir barış çağrısı bıraktı.